Op. Dr. Ahmet Özyazgan, kök hücre tedavilerinin son yıllarda umut vadeden bir alan olarak öne çıktığını ancak bu yöntemin mutlaka bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kök hücrelerin temel özelliğinin, vücuttaki farklı hücre yapılarına dönüşebilme kapasitesi olduğunu belirten Özyazgan, bu durumun doku yenilenmesi açısından önemli bir potansiyel oluşturduğunu ifade etti.
Kök hücre uygulamalarının, özellikle hasar gören dokuların onarımı hedeflenerek gündeme geldiğini aktaran Özyazgan; kas-iskelet sistemi sorunları, sinir sistemi hastalıkları, kalp-damar rahatsızlıkları ve estetik amaçlı cilt uygulamaları gibi birçok alanda çalışmaların sürdüğünü dile getirdi.
Kök hücre tedavisinin tek başına mucizevi bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Ahmet Özyazgan, bu yöntemin her hasta için uygun olmayabileceğini söyledi. Tedavinin etkisinin; hastanın klinik durumu, hastalığın seyri ve uygulama şekline göre değişiklik gösterebildiğini ifade etti.
Yan etkilerin genellikle sınırlı düzeyde olması nedeniyle kök hücre tedavilerinin dikkat çektiğini belirten Özyazgan, buna karşın uzun vadeli sonuçların henüz netleşmediğini kaydetti. Bu nedenle kök hücre uygulamalarının bilimsel çalışmalar ve kontrollü klinik süreçler eşliğinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Tıp alanındaki teknolojik gelişmelerle birlikte kök hücre tedavilerinin daha sistematik hale gelebileceğini ifade eden Op. Dr. Ahmet Özyazgan, bu alandaki araştırmaların sonuçlarının tedavinin gelecekteki rolünü belirleyeceğini söyledi.
Bu değerlendirmeler, kök hücre tedavilerinin mevcut sınırlarını ve potansiyelini ortaya koyarken, bilimsel yaklaşımın önemine dikkat çekiyor.